گفتگو به زبان ترکی استانبولی با «بهرام رحمانی» درباره افزایش اعدام‌ها در ایران و انتشار ترجمه کردی آن در نشریه کردی در شهر دیاربکر ترکیه – xwebun

بهرام رحمانی

گفتگو به زبان ترکی استانبولی با «بهرام رحمانی» درباره افزایش اعدام‌ها در ایران و انتشار ترجمه کردی آن در نشریه کردی در شهر دیاربکر ترکیه – xwebun

İran rejîmî neden însanları idam ediyor. İdamlar neyi edle ediyor?

Bu çok önemli ve derin bir soru, teşekkür ederim bunu sorduğun için.

İran’daki idamlar, özellikle son yıllarda, sadece “suç cezalandırmak” için değil, toplumu korku altında tutmak için kullanılıyor.

Rejim için idam, bir “güç gösterisi” aracı.

  • İnsanlar sokakta protesto ettiğinde,
  • Kadınlar “Jin, Jiyan, Azadî” dediğinde,
  • Ya da azınlıklar (Kürt, Beluç, Ahvazlı) hak istediklerinde,

idamlar artıyor. Çünkü devlet, toplumun “itaat etmesi” için ölümün gölgesini sürekli canlı tutmak istiyor.

İran İslam Cumhuriyeti, hukuki sistemini Şeriat temeline dayandırdığı için, idam cezası teolojik olarak “meşru” gösteriliyor.

Örneğin:

  • “Mürted” (dinden dönen),
  • “Muharib” (Tanrı’ya savaş açan),
  • “Fesad fi’l-arz” (yeryüzünde bozgunculuk yapan) gibi suçlar, aslında siyasi muhalefeti bastırmak için kullanılan dini etiketlerdir.

Yani burada din, siyasal baskıyı kutsallaştırma aracı haline getiriliyor.

İdamlar aynı zamanda bir kolektif travma üretme aracıdır.

Zindanlarda, meydanlarda, gizlice ya da alenen yapılan infazlar, topluma şu mesajı verir: “Bakın, devlet sizi yaşatır da, öldürür de.”

Bu korku, insanların pasif kalmasını, birbirine güvenmemesini sağlar. Bu da totaliter rejimin istediği şeydir: dayanışmanın ölmesi.

İran, her yıl dünyanın en çok idam yapan ülkelerinden biri (genellikle Çin’den sonra ikinci).

Ancak bu idamların büyük bölümü fakir insanlar üzerindedir – özellikle uyuşturucu suçları bahane edilerek. Bu, hem sınıfsal hem de etnik bir eşitsizliğin göstergesi:

Beluçlar, Kürtler, Arablar gibi azınlık bölgelerinde idam oranı merkez şehirlerden çok daha yüksek.

Ne elde ediyorlar?

Kısa vadede rejim şunları elde ediyor:

  • Korku yoluyla geçici istikrar,
  • Muhalefetin sindirilmesi,
  • Dış dünyaya “biz hâlâ güçlüyüz” mesajı.

Ama uzun vadede? Hiçbir şey.

Çünkü her idam, biraz daha legitimasyon (meşruiyet) kaybına yol açıyor.

Dünya kamuoyu gözünde İran, adalet devleti değil, korku devleti olarak anılıyor.

İçeride de, idam edilen her gencin ardından yeni bir öfke ve direniş duygusu doğuyor.

Son 3 yıla baktığımızda idam sayısında artış olduğunu görüyoruz. Neden. İdam edilen insanlar hangi suçlarla suçlanıyor?

İran rejimi kendini “İlahi adaletin temsilcisi” olarak sunar.

Bu yüzden ölüm cezası, sadece bir cezalandırma biçimi değil, aynı zamanda “dini otoritenin gücünün kanıtı” olarak görülür.

Rejim, idamları “şeriatın uygulanması” olarak meşrulaştırır.

Ama aslında bu, teokratik meşruiyetin yeniden üretilmesidir:

“Biz Tanrı’nın yasalarını uyguluyoruz, bu yüzden sorgulanamayız.”

İran’da yargı sistemi bağımsız değildir; doğrudan dini liderin (Velayet-i Fakih) kontrolündedir.

Bu nedenle mahkemeler genellikle:

  • Delilsiz yargılama yapar,
  • Avukata erişimi engeller,
  • Zorla alınan itiraflara dayanır.

Bu süreçte “adalet” değil, rejim güvenliği korunur.

Yani idam cezaları, rejim açısından bir “temizlik operasyonu” gibidir.

Her büyük toplumsal veya ekonomik krizde (örneğin 2019 benzin protestoları, 2022 Mahsa Amini isyanı, 2024 ekonomik çöküşü), idamlar artar.

Rejim, halkın öfkesini bastırmak için “şok ve korku politikası” uygular.

İnfazlar çoğu zaman sabah erken saatlerde yapılır ama hemen ardından devlet medyasında duyurulur + mesaj nettir: “Direnişin sonu darağacıdır.”

İran’daki idamların büyük bölümü, fakir ve azınlık bölgelerinden gelen insanlaradır (örneğin Beluçlar, Kürtler, Ahvazlı Araplar).

Uyuşturucu suçları bahanesiyle yapılan bu infazlar aslında sınıfsal ve etnik temizlik niteliği taşır.

Rejim, bu kesimleri “tehlikeli” veya “kontrol dışı” gruplar olarak görür.

İdamlar, dış dünyaya da bir sinyaldir.

Rejim, Batı’dan gelen insan hakları eleştirilerini “iç işimize karışmayın” diyerek reddeder.

Yani idam, aynı zamanda bir egemenlik gösterisidir: “Biz kimseye hesap vermeyiz.”

Kısa vadede:

  • Korku ve sessizlik yaratmak,
  • Muhalefeti bastırmak,
  • Dini tabanı konsolide etmek,
  • Toplumu “itaat kültürüne” hapsetmek.

Ama uzun vadede:

  • Toplumsal nefret,
  • Uluslararası yalnızlık,
  • Ve içeride meşruiyet kaybı yaratıyor.

Her idam, aslında rejimin biraz daha zayıfladığını gösteriyor – çünkü bir sistem, artık fikirle değil, ölümle ayakta kalıyorsa, zaten kendi sonunu hızlandırıyor.

Son 10 ayda ne kadar insan idam edildi. Bunların yüzde kaçı kürt, yüzde kaçı beluci, yüzde kaçı farz. Yada ne dakar erkek ne kadar kadındır.

 

Maalesef, kamuya açık kaynaklarda “son 10 yılda İran’da idam edilenlerin tam sayısı, etnik kökenlerine (Beluç, Kürt, Turk, Arab, Fars vs.) ve cinsiyetlerine göre dağılımı” konusunda güvenilir ve eksiksiz veriler mevcut değil.

  • 2024 yılında İran, en az 975 kişiyi idam etmiş durumda – bu rakam, kayıtlı infazlar arasında en yüksek düzeylerden biri olarak verilmiş.
  • 2023’te ise en az 853 infaz bildirilmiştir.
  • 2023’te infazların en az %56’sı uyuşturucu suçları gerekçesiyle yapılmıştır.
  • 2023’te infaz edilenlerin en az %20’si Beluç azınlık grubuna aittir – bu, Beluçların nüfustaki oranlarına göre çok fazla orantısız bir orandır.
  • 2024 verilerine göre kadın infazların sayısı artmış; 2024’te en az 31 kadın idam edilmiş olduğu bildirilmiştir.
  • 2024’te infaz edilenler arasında Beluçlardan en az 108 kişi, Kürtlerden en az 84 kişi yer aldığı iddia edilmiştir.
  • 2024’te beyanlara göre infazların %52’si uyuşturucu suçları, %43’ü cinayet suçlamaları ile ilişkilendirilmiş, kalan kısmı da cinsel suçlar ve ulusal güvenlik suçları gibi farklı suç türlerine yayılmıştır.
  • İran’daki idamların çoğu resmî kaynaklarca açıklanmıyor ya da detaylı etnik/cinsiyet bilgisi verilmiyor.
  • İnsan hakları gözlemcileri verileri cezaevlerinden (mahkum dosyalarından) ya da medya kaynaklarından derliyor; bu da eksik ya da çelişkili bilgi riski doğuruyor.
  • Etnik kimlik çoğu zaman mahkeme kararlarında ya da infaz duyurularında belirtilmiyor; “tesadüfî” illerde infaz edilenler kimliksiz kategoride olabiliyor.
  • Son 10 yılda on binlerce kişi idam edilmiş olabilir (yıllık yüzler – binler arası kayıtlar).
  • Beluç ve Kürt gibi etnik azınlıkların oranı, nüfustaki paylarına göre çok daha fazla – örneğin 2023 yılında Beluçların infazlardaki oranı yaklaşık %20 olarak bildirilmiş.
  • Cinsiyet açısından erkeklerin infaz edilme oranı çok daha yüksek; kadın infaz vakaları nadiren ve özel durumlarla sınırlı olarak bildiriliyor (örneğin 2024’te en az 31 kadın).

Eğer istersen, ben bu eksik noktaları da vurgulayarak özel yıllar için – örneğin 2015–2025 arası – mümkün olan en kapsamlı listeyi çıkartmaya çalışırım, senin için bu tarz bir tablo ister misin?

Dünda insan hakları örgütleri bu idamlara karşı ne diyor. İdamların son bulması için kimlerin ne yapması gerekir.

Harika bir soru – çünkü İran’daki idamlar sadece İran’ın iç meselesi değil; küresel insan hakları düzeninin vicdan sınavı haline gelmiş durumda.

 

Dünyadaki insan hakları örgütleri şu anda ne yapıyor?

 

İdamların gerçekten son bulması için kimlerin ne yapması gerekir?

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International)

  • Her yıl İran’daki idamların detaylı raporunu yayımlıyor.
  • “Stop Executions in Iran” adlı özel kampanyayı yürütüyor.
  • İran yönetimine uluslararası baskı için BM ve Avrupa Birliği nezdinde lobi faaliyeti yapıyor.
  • Protestocuların ve çocuk yaşta suçlanan kişilerin idam edilmemesi için acil eylem (urgent action) çağrıları yayımlıyor.

Human Rights Watch (HRW)

  • İran yargı sistemini belgeleyen raporlar yayımlıyor; özellikle “zorla itiraf”, “adil yargılanma hakkının ihlali” ve “etnik ayrımcılık” konularına odaklanıyor.
  • Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) veya BM özel mekanizmalarına İranlı yetkililer hakkında soruşturma çağrısı yapıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi

  • “İran İnsan Hakları Özel Raportörü” (Special Rapporteur on the Situation of Human Rights in Iran) aracılığıyla infazları düzenli olarak raporluyor.
  • 2023’ten beri, özellikle Mahsa Amini protestoları sonrası idamlar için “uluslararası soruşturma misyonu” (fact-finding mission) kuruldu.
  • Ancak İran bu misyonun ülkeye girişine izin vermiyor.

İranlı sivil örgütler ve diasporalar

  • Iran Human Rights (IHR) – Oslo merkezli İranlı bir STK, tüm infazları belgeleyip uluslararası medyaya iletiyor.
  • Abdorrahman Boroumand Foundation – İran’daki ölüm cezaları arşivini dijital ortamda tutuyor, mahkumların isimlerini ve dosyalarını kaydediyor.
  • Bu kurumlar sayesinde infazların en azından unutulmaması sağlanıyor.

 

İdamların gerçekten son bulması için kimlerin ne yapması gerekir?

 

  • Yasal reform: İran’ın “İslam Ceza Kanunu” (Qanun-e Mojazat-e Islami) ölüm cezasını onlarca suç için öngörüyor.

İlk adım, bu kanunun reforme edilmesi – özellikle “moharebeh” (Tanrı’ya savaş açmak) ve “efsad fi’l-arz” (bozgunculuk) gibi belirsiz maddelerin kaldırılması.

  • Bağımsız yargı: Yargı organı doğrudan dini liderin (Velayet-i Fakih) kontrolünden çıkarılmalı.
  • Sivil toplum özgürlüğü: İnsan hakları savunucularının cezalandırılmadan izleme ve belgeleme yapabilmesi gerekir.

Uluslararası toplumun baskısı

  • AB, Kanada, ABD gibi ülkelerin hedefli yaptırımlar uygulaması (örneğin idam emirlerini veren hâkimler ve istihbarat yetkililerine).
  • BM Genel Kurulu’nda İran’ın ölüm cezasını moratoryum (askıya alma) altına alması için siyasi baskı.
  • Diplomatik ilişkilerde koşulluluk: İran ile yapılan enerji, ticaret

 

bugünlerde İran’da idamlara karşı çeşitli protestolar ve “moratoryum / geçici durma” talepleri yükselmiş durumda – tamamen “idamlara son verildi” gibi resmi bir karar yok ama halk, mahkumlar, insan hakları örgütleri ve BM yetkilileri sık sık idamların durdurulması (moratoryum) çağrısı yapıyor. Aşağıda güncel duruma dair bazı somut gelişmeler:

Bugünkü/Fırtınalı Protestolar ve Eylemler

İran’daki cezaevlerinde haftanın belirli günlerinde açlık grevleri ve protestolar yapılıyor. Özellikle “Salı günleri idamlara hayır” kampanyası (“No to Execution Tuesdays”) ile mahkûmlar, politik mahkumlar ve toplum sivil cenahı idamların durdurulmasını talep ediyor

BM ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Kuruluşu talepleri

Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Ofisi, özellikle 2025’in ilk yarısındaki idam artışı üzerine, İran’a derhal idamları durdurma (moratoryum) çağrısında bulundu. Özellikle etnik azınlıklar, göçmenler ve siyasi muhaliflerin üzerindeki uygulamalara dikkat çekiliyor. 

Halk / Ailelerin Protestoları

Cezaevleri önünde ve toplum içinde, infaz kararı verilmiş kişilerle ilgili aileler ve aktivistler protestolar düzenliyor; mitingler, basın açıklamaları ve sessiz gösterilerle infazların iptalini istiyorlar. Örneğin, Tahran’daki Evin Hapishanesi önünde “İdamlara hayır” pankartlarıyla protestolar oldu. 

Uluslararası kamuoyu baskısı

Amnesty International, HRW gibi kuruluşlar ve bazı Batılı devletler, İran’a yönelik insan hakları raporlarında idamlara yer vererek, “ölüm cezasının kaldırılması” ya da en azından sınırlanması yönünde baskı oluşturuyorlar. Ayrıca BM İnsan Hakları Konseyi oturumlarında İran’ın idam politikasının yaygınlaştırılması eleştiriliyor

  • Talepler var, ancak İran hukuk sistemi ve yargı kurumları bu taleplere resmi olarak yanıt vermiş değil ya da yalnızca bazı davalarda infazların ertelendiği, infaz kararlarının iptal edildiği bazı özel durumlar bildiriliyor.
  • BM ve insan hakları örgütleri bunu “acımasızlıkla reddedilen” bir siyasi sorumluluk olarak görüyor.

Sonuç olarak, İslam Cumhuriyeti’ne karşı çıkan toplumsal hareketlerin, partilerin, örgütlerin ve tüm idam karşıtı ve özgürlük sever İran halkının görevi, bu hükümeti devirerek baskı, ayrımcılık ve idamlardan arınmış kendi yeni toplumunu inşa etmektir!

لینک شبکه نشریه کردی که این گفتگو را منتشر کرده است:

https://xwebun2.org/rahmani-ji-bo-civake-bitirsine-mirovan-darve-dikin/

ترجمه به فارسی این گفتگو

چرا رژیم ایران مردم را اعدام می‌کند؟ اعدام‌ها چه دستاوردی دارند؟

این یک سئوال بسیار مهم و عمیق است، از شما بابت پرسیدن این سئوال و سئوالات دیگر متشکرم.

اعدام‌ها در ایران، به ویژه در سال‌های اخیر، نه تنها برای «مجازات جرایم»، بلکه برای حفظ ترس جامعه نیز استفاده شده‌اند.

برای جمهوری اسلامی ایران، اعدام‌ها ابزاری برای «نمایش قدرت» هستند.

  • وقتی مردم در خیابان‌ها اعتراض می‌کنند،
  • وقتی زنان شعار «زن، زندگی، آزادی» سر می‌دهند،
  • یا وقتی ملیت‌ها‌(کردها، بلوچ‌ها، ترک‌ها، عرب‌ها و…) حقوق خود را مطالبه می‌کنند،

اعدام‌ها افزایش می‌یابند. دلیل این امر این است که دولت می‌خواهد سایه مرگ را زنده نگه دارد تا جامعه «اطاعت» کند.

از آن‌جا که جمهوری اسلامی ایران نظام حقوقی خود را بر اساس شریعت بنا نهاده است، مجازات اعدام به‌عنوان «مشروعیت الهیاتی» ارائه می‌شود.

جرایمی مانند «مرتد»، «محارب» و «فساد فی الارض» اساسا برچسب‌های مذهبی هستند که برای سرکوب مخالفان سیاسی استفاده می‌شوند. به‌عبارت دیگر، دین در این‌جا به ابزاری برای تقدیس ظلم سیاسی تبدیل می‌شود.

اعدام‌ها، هم‌چنین ابزاری برای ایجاد آترس و وحشت جمعی هستند.

اعدام‌ها، چه در زندان‌ها و چه در میادین عمومی، مخفیانه یا علنی انجام شوند، این پیام را به جامعه می‌فرستند: «ببینید، دولت می‌تواند شما را زنده بگذارد یا بکشد.»

این ترس، تا حدودی مردم را منفعل و نسبت به یکدیگر بی‌اعتماد نگه می‌دارد. این دقیقا همان چیزی است که یک رژیم تمامیت‌خواه می‌خواهد: مرگ همبستگی.

ایران یکی از کشورهایی است که بیشترین تعداد اعدام‌ها را در جهان در هر سال دارد.‌(معمولاً پس از چین در رتبه دوم قرار دارد) با این حال، اکثر این اعدام‌ها بر روی افراد فقیر انجام می‌شود – به ویژه به بهانه جرایم مواد مخدر. این مظهر نابرابری طبقاتی و اجتماعی و ملی است:

میزان اعدام در مناطق اقلیت‌نشین مانند بلوچ‌ها، کردها و عرب‌ها بسیار بیش‌تر از شهرهای مرکزی است.

آن‌ها‌(حاکمان) چه چیزی به دست می‌آورند؟

در کوتاه‌مدت، حکومت به موارد زیر دست می‌یابد:

  • ثبات موقت از طریق ترس،
  • ارعاب مخالفان،
  • پیامی به جهان خارج مبنی بر این‌که «ما هنوز قوی هستیم.»

اما در درازمدت؟ هیچ چیز.

زیرا هر اعدام منجر به از دست دادن بیش‌تر جایگاه حکومت می‌شود.

در نگاه جهانیان، ایران به‌عنوان کشوری از ترس تلقی می‌شود، نه کشوری از عدالت.

در داخل کشور، هر جوان اعدام شده حس جدیدی از خشم و مقاومت در بین مردم ایجاد می‌کند.

وقتی به سه سال گذشته نگاه می‌کنیم، شاهد افزایش تعداد اعدام‌ها هستیم. چرا؟ افراد اعدام شده به چه جرایمی متهم هستند؟

حکومت اسلامی ایران خود را به عنوان «نماینده عدالت الهی» معرفی می‌کند. بنابراین، مجازات اعدام نه تنها به‌عنوان نوعی مجازات، بلکه به عنوان «اثبات قدرت مرجعیت دینی» نیز تلقی می‌شود.

حکومت اعدام‌ها را به‌عنوان «اجرای شریعت» مشروعیت می‌بخشد.

اما در واقعیت، این بازتولید مشروعیت دینی است: «ما قوانین خدا را اجرا می‌کنیم، بنابراین نمی‌توانیم از ما سئوال کنیم.»

سیستم قضایی در ایران مستقل نیست؛ این سیستم مستقیما تحت کنترل رهبر‌(ولایت فقیه) است.

بنابراین، دادگاه‌ها اغلب:

  • محاکمه‌ها را بدون مدرک برگزار می‌کنند،
  • از دسترسی به وکیل خودداری می‌کنند،
  • به اعترافات اجباری تکیه می‌کنند.

در این فرآیند، بقای حکومت حفظ می‌شود، نه «عدالت». به‌عبارت دیگر، مجازات اعدام یک «عملیات پاکسازی» برای حکومت است.

با هر بحران بزرگ اجتماعی یا اقتصادی‌(مثلاً اعتراضات علیه گرانی بنزین در سال ۲۰۱۹، شورش‌های مهسا امینی در سال ۲۰۲۲، فروپاشی اقتصادی در سال ۲۰۲۴)، اعدام‌ها افزایش می‌یابد.

حکومت برای فرونشاندن خشم مردم از «سیاست شوک و وحشت» استفاده می‌کند.

اعدام‌ها اغلب صبح زود انجام می‌شوند، اما بلافاصله پس از آن در رسانه‌های دولتی اعلام می‌شوند و پیام واضح است: «پایان مقاومت، چوبه دار است.»

این اعدام‌ها که به بهانه جرایم مواد مخدر انجام می‌شوند، پاکسازی طبقاتی وملی محسوب می‌شوند.

حکومت این گروه‌ها را گروه‌های «خطرناک» یا «خارج از کنترل» می‌داند.

این اعدام‌ها، هم‌چنین به‌عنوان سیگنالی برای جهان خارج عمل می‌کنند.

این حکومت با گفتن «در امور داخلی ما دخالت نکنید»، انتقادات غرب از حقوق بشر را رد می‌کند. به‌عبارت دیگر، اعدام همچنین نمایشی از حاکمیت است: «ما به هیچ کس پاسخگو نیستیم.»

هر اعدام در واقع نشان می‌دهد که رژیم در حال تضعیف بیشتر است – زیرا اگر سیستمی دیگر به ایده‌ها متکی نباشد بلکه به مرگ متکی باشد، در حال حاضر زوال خود را تسریع می‌کند.

در 10 ماه گذشته چند نفر اعدام شده‌اند؟ چند درصد از آنها کرد، چند درصد بلوچ، چند درصد فرج هستند؟ یا چند نفر مرد و چند نفر زن هستند؟

متأسفانه، منابع عمومی فاقد داده‌های قابل اعتماد و کامل در مورد تعداد دقیق اعدام‌ها در ایران در طول ۱۰ سال گذشته، از جمله توزیع آنها بر اساس قومیت (بلوچ، کرد، ترک، عرب، فارس و غیره) و جنسیت هستند.

  • در سال ۲۰۲۴، ایران حداقل ۹۷۵ نفر را اعدام کرد – یکی از بالاترین اعدام‌های ثبت شده.
  • در سال ۲۰۲۳، حداقل ۸۵۳ اعدام گزارش شد.
  • حداقل ۵۶ درصد از اعدام‌ها در سال ۲۰۲۳ به دلیل جرایم مواد مخدر بوده است.
  • حداقل ۲۰ درصد از اعدام‌شدگان در سال ۲۰۲۳ متعلق به اقلیت بلوچ بودند – نسبتی که به شدت با نسبت آن‌ها در جمعیت بلوچ نامتناسب است.
  • طبق داده‌های سال ۲۰۲۴، تعداد اعدام‌های زنان افزایش یافته است؛ گزارش شده است که حداقل ۳۱ زن در سال ۲۰۲۴ اعدام شده‌اند.
  • ادعا شده است که در میان اعدام‌شدگان در سال ۲۰۲۴، حداقل ۱۰۸ نفر بلوچ و حداقل ۸۴ نفر کرد بوده‌اند.
  • طبق گزارش‌ها، در سال ۲۰۲۴، ۵۲٪ از اعدام‌ها مربوط به جرایم مواد مخدر، ۴۳٪ مربوط به اتهامات قتل و بقیه مربوط به انواع مختلف جرایم، مانند جرایم جنسی و جرایم امنیت ملی بوده است.
  • اکثر اعدام‌ها در ایران رسماً گزارش نمی‌شوند یا اطلاعات قومی/جنسیتی دقیقی ارائه نمی‌شود.
  • ناظران حقوق بشر داده‌ها را از زندان‌ها (پرونده‌های زندان) یا منابع رسانه‌ای جمع‌آوری می‌کنند که خطر اطلاعات ناقص یا متناقض را ایجاد می‌کند.
  • هویت قومی اغلب در احکام دادگاه یا اطلاعیه‌های اعدام مشخص نمی‌شود؛ اعدام‌شدگان در استان‌های «تصادفی» ممکن است در دسته افراد ناشناس قرار گیرند.
  • ده‌ها هزار نفر ممکن است در ۱۰ سال گذشته اعدام شده باشند.‌(سوابق سالانه از صدها تا هزاران نفر متغیر است)
  • نسبت ملیت‌ها مانند بلوچ و کرد نسبت به سهم آن‌ها از جمعیت بسیار بیش‌تر است – به‌عنوان مثال، در سال ۲۰۲۳، اعدام بلوچ‌ها تقریبا۲۰ درصد گزارش شده است.
  • میزان اعدام مردان بر اساس جنسیت بسیار بیشتر است؛ اعدام زنان به ندرت و فقط در موارد خاص گزارش می‌شود (برای مثال، حداقل ۳۱ زن در سال ۲۰۲۴).

 

سازمان‌های حقوق بشر در سراسر جهان در مورد این اعدام‌ها چه می‌گویند؟ چه کسی باید برای پایان دادن به آن‌ها چه کاری انجام دهد؟

این یک سئوال عمهم است – زیرا اعدام‌ها در ایران فقط یک موضوع داخلی برای ایران نیستند؛ آن‌ها به یک آزمون وجدان برای نظم جهانی حقوق بشر تبدیل شده‌اند.

سازمان‌های حقوق بشر در سراسر جهان در حال حاضر چه می‌کنند؟

چه کسی باید برای پایان دادن به اعدام‌ها چه کاری انجام دهد؟

عفو بین‌الملل

  • هر ساله گزارش مفصلی در مورد اعدام‌ها در ایران منتشر می‌کند.
  • کمپین ویژه‌ای با عنوان «اعدام‌ها را در ایران متوقف کنید» برگزار می‌کند.
  • این سازمان با سازمان ملل و اتحادیه اروپا لابی می‌کند تا فشار بین‌المللی بر دولت ایران وارد کند.
  • درخواست‌های فوری برای اقدام جهت جلوگیری از اعدام معترضان و متهمان به عنوان کودک را صادر می‌کند.

دیده‌بان حقوق بشر‌(HRW)

  • گزارش‌هایی را منتشر می‌کند که سیستم قضایی ایران را مستند می‌کند، به ویژه بر «اعترافات اجباری»، «نقض حق محاکمه عادلانه» و «تبعیض قومی» تمرکز دارد.
  • خواستار تحقیقات در مورد مقامات ایرانی توسط دادگاه بین‌المللی کیفری (ICC) یا سازوکارهای ویژه سازمان ملل متحد می‌شود.

شورای حقوق بشر سازمان ملل متحد‌(UN)

  • به طور منظم از طریق «گزارشگر ویژه وضعیت حقوق بشر در ایران» در مورد اعدام‌ها گزارش می‌دهد.
  • از سال ۲۰۲۳، یک «هیات حقیقت‌یاب بین‌المللی» به‌طور خاص برای اعدام‌های پس از اعتراضات مهسا امینی ایجاد شده است.
  • با این حال، ایران اجازه ورود این هیات را به کشور نمی‌دهد.

سازمان‌های جامعه مدنی و مهاجران ایرانی

  • حقوق بشر ایران‌(IHR) – یک سازمان غیردولتی ایرانی مستقر در اسلو که تمام اعدام‌ها را مستند کرده و آن‌ها را در اختیار رسانه‌های بین‌المللی قرار می‌دهد.
  • بنیاد عبدالرحمن برومند – این بنیاد یک آرشیو دیجیتال از احکام اعدام در ایران را نگه‌داری می‌کند که نام و پرونده‌های زندانیان را ثبت می‌کند.
  • این نهادها تضمین می‌کنند که اعدام‌ها حداقل به خاطر سپرده شوند.

برای پایان واقعی اعدام‌ها چه باید کرد؟

  • تلاش اصلاحات قانونی همین امروز: «قانون مجازات اسلامی» ایران‌(قانون مجازات اسلامی) مجازات اعدام را برای ده‌ها جرم تجویز می‌کند.

اولین قدم اصلاح این قانون است – به ویژه حذف مواد مبهمی مانند «محاربه»‌(اعلان جنگ با خدا) و «افساد فی‌الارض»‌(براندازی)

  • قوه قضاییه مستقل: قوه قضائیه باید از کنترل مستقیم رهبر‌(ولایت فقیه) خارج شود.
  • آزادی جامعه مدنی: مدافعان حقوق بشر باید بتوانند بدون مجازات، نظارت و مستندسازی کنند.

فشار جامعه بین‌المللی

  • تحریم‌های هدفمند اعمال شده توسط کشورهایی مانند اتحادیه اروپا، کانادا و ایالات متحده.‌(بهعنوان مثال، بر قضات و مقامات اطلاعاتی که دستور اعدام داده‌اند)
  • فشار سیاسی بر مجمع عمومی سازمان ملل متحد برای اعمال تعلیق (تعلیق) مجازات اعدام بر ایران.
  • در روابط دیپلماتیک: انرژی، تجارت با ایران

اخیرا اعتراضات و درخواست‌های مختلف برای تعلیق/تعلیق موقت اعدام‌ها در ایران افزایش یافته است. در حالی که هیچ تصمیم رسمی برای پایان دادن کامل به اعدام‌ها وجود ندارد، مردم، زندانیان، سازمان‌های حقوق بشر و مقامات سازمان ملل متحد اغلب خواستار توقف اعدام‌ها هستند. در زیر برخی از تحولات مشخص در مورد وضعیت فعلی آمده است:

اعتراضات و اقدامات امروز/موقت

اعتصاب غذا و اعتراضات در روزهای خاصی از هفته در زندان‌های ایران برگزار می‌شود. زندانیان، زندانیان سیاسی و جامعه مدنی، به ویژه از طریق کمپین «نه به اعدام سه‌شنبه‌ها»، خواستار توقف اعدام‌ها هستند.

درخواست‌های سازمان ملل و سازمان حقوق بشر سازمان ملل

دفتر حقوق بشر سازمان ملل متحد از ایران خواسته است که فورا اعدام‌ها را متوقف کند، به ویژه پس از افزایش اعدام‌ها در نیمه اول سال ۲۰۲۵. این رویه، به ویژه علیه ملیت‌های تحت ستم، مهاجران و مخالفان سیاسی، برجسته شده است.

اعتراضات عمومی/خانوادگی

خانواده‌ها و فعالان محکومین به اعدام در خارج از زندان‌ها و در ملاء عام اعتراض می‌کنند و از طریق تجمعات، کنفرانس‌های مطبوعاتی و تظاهرات خاموش خواستار لغو اعدام‌ها می‌شوند. به‌عنوان مثال، اعتراضاتی در مقابل زندان اوین در تهران با بنرهایی با عنوان «نه به اعدام‌ها» برگزار شد.

فشار عمومی بین‌المللی

سازمان‌هایی مانند عفو بین‌الملل، دیده‌بان حقوق بشر و برخی از کشورهای غربی، اعدام‌ها را در گزارش‌های حقوق بشری خود در مورد ایران گنجانده‌اند و به این کشور فشار می‌آورند تا مجازات اعدام را «لغو» یا حداقل محدود کند. علاوه بر این، استفاده گسترده از سیاست اعدام ایران در جلسات شورای حقوق بشر سازمان ملل مورد انتقاد قرار گرفته است.

  • درخواست‌هایی وجود دارد، اما نظام حقوقی و نهادهای قضایی ایران رسما به این درخواست‌ها پاسخی نداده‌اند، یا فقط در برخی موارد که اعدام‌ها به تعویق افتاده و دستور اعدام لغو شده و برخی موارد خاص گزارش شده است، پاسخی دریافت نکرده‌اند. سازمان ملل و سازمان‌های حقوق بشری این را یک مسئولیت سیاسی می‌دانند که «بی‌رحمانه رد شده است.»

نهایتا این وظیفه جنبش‌های اجتماعی و احزاب و سازمان‌های مخالف جمهوری اسلامی وهمه مردم ضداعدام و آزادی‌خواه ایران است که با عبور از این حکومت، جامعه نوین بدون ستم و تبعیض و اعدام خود را بسازند!

بیست و یکم اکتبر 2025